Haberler 10 PARMAĞINDA 10 MARİFET BİR VEKİL

10 PARMAĞINDA 10 MARİFET BİR VEKİL

10 PARMAĞINDA 10 MARİFET BİR VEKİL Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Sözcüsü ve AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, çok farklı alanlarda gerçekleştirdiği çalışmalarla dünyaya ne kadar geniş bir pencereden baktığını gösteriyor. Erzurumlu bir din aliminin kızı olan Taşkesenlioğlu, bilginin önemine işaret ediyor ve ‘En çok takdir ettiğim insanlar, 60 yaşında bile öğrenmeyi bırakmayanlardır. 60 yaşında üniversiteye giden birinin elini öpmek isterim” diyor.

www.istesiyaset.com/ Selvi ERDOĞAN TURGUT’un haberi

Taşkesenlioğlu, Dadaş diyarı Erzurum’da doğduğunda yıl 1972 idi. 12 Mart Muhtırası’nın üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişti ve Türkiye, büyük siyasi ve toplumsal çalkantıların yaşanacağı o şiddet dolu yılların arefesindeydi. O yıllarda, aynı zamanda kitlesel göçler yaşanıyordu. Diyarbakırlısı, Sivaslısı, Rizelisi, Kastamonulusu akın akın İstanbul’a gidiyordu. Göç rüzgarları Taşkesenlioğlu ailesini de Erzurum’dan alıp İstanbul’a getirdi. Erzurum’un geleneği göreneği, adabı, terbiyesi, yemeği de onlarla beraber… Ama İstanbul’a uyumu da elden bırakmayarak… Taşkesenlioğlu, insanın hayatında 0-6, 6-12 yaş döneminin belirleyiciliğine dikkat çekerken ‘Benim çocukluk yıllarım Erzurum’da geçti, kültürel anlamda Erzurum sizi hep gözetiyor, donatıyor” diyor. Fakat Dadaş havasını içinize sindirmeniz için bu yetmez, ailenin de geçmiş birikimi aktarması gerekir. Şöyle der Taşkesenlioğlu:

 

“Şanslıydım, çünkü ailem İstanbul’u kendi kavramlarıyla yaşamamızı arzu ederken kendi kültürel ögelerini de bize bıraktırmadan yaşattı. Örneğin şivemizi hiç bırakmadık; ben çok iyi Erzurum şivesi konuşurum. Erzurum’da kendine has gelenekleri vardır. Bir büyük dışarıdan geldiğinde toparlanmak ayağa kalkmak bir tür saygı davranışıdır. Bu bizim evde her zaman uygulandı, uygulanıyor. Erzurum’un bütün geleneklerini bilirim, evimizde sürekli yöresel yemeklerimiz pişer. Karnabaharı ilk yediğimde 17 yaşımdaydım ve bu sebzeyi hiç bilmiyordum” Zehra Taşkesenlioğlu, saygın bir din alimi olan Mansur Taşkesenlioğlu’nun kızı. O, herkesin ilminden, irfanından nasiplendiği bir baba… Günümüzün pek çok ünlü siyasetçi, onun rahle-i tedrisatından geçmiş. Milli Görüş geleneği içinde de siyasetle barışık bir hayat sürüyor.

 

Yıl 1986. Zehra Taşkesenlioğlu, insanlara ‘Adil düzen’ vaat eden Refah Partisi’nin yan kuruluşlarından Milli Görüş Vakfı’nın toplantılarına katılmaya başlıyor. O vakitler ki, düğün salonlarının muhafazakar kuruluşlara pek de verilmediği yıllardır; bu nedenle bütün toplantılar Fatih’teki bir salonda yapılıyor. O da, henüz ergenlik döneminde olmasına karşın muhafazakar çevrenin yaşadığı haksızlıklar karşısında vakfın faaliyetlerine yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü, başta üniversitelerde olmak üzere genç kızlar başörtüsü sorunu yaşamaktadır ve bu haksızlık karşısında susmak ‘dilsiz şeytan’ olmaktır. Taşkesenlioğlu işte o ilk gençlik yıllarından itibaren kendini bu sorunu yaşayanların içinde bulur.

 

“1980’li yıllarda başörtüsü eylemleri yapılıyordu. Türkiye değişmeliydi, normlar daha müreffeh olan ülkelerin normları ile aynı olmalıydı. Mevcut iktidarlar bu düzeni değiştiremediğine göre biz değiştirmeliydik. Bu söylemler, bizim ruh dünyamızda büyük bir karşılık buluyordu. Türkiye’nin değişim ve dönüşümüne katkı sağlamalıydık. Bunun için hanımlara yönelik farklı organizasyonlar içinde yer aldım. Sivil toplum kuruluşlarında çalıştım ama ilk görev aldığım kuruluş Refah Partisi ile bağlantılı Milli Görüş Vakfı oldu” diyen Taşkesenlioğlu, RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ı ilk hocası olarak rahmetle anıyor ve şöyle devam ediyor: “Benim ilk hocam Necmettin Erbakan’dır. Allah gani gani rahmet eylesin. İkinci hocam Recep Tayyip ERDOĞAN’ dır ve ben mikrofonu ilk kez elime aldığımda bana uzaktan ‘heyecanlı olma, yavaş yavaş konuş’ deyişini hala hatırlarım. Bizi hep motive etti. Hedefe kilitledi. O neydi, bugünkü Türkiye idi. Bugünkü Türkiye için biz taa o günlerden çalışmaya başladık. 1992’de RP Güngören Gençlik Kolları Başkanı idim. 1992’de ara seçim yapıldığında biz oturduğumuz ilçeyi kazanmıştık. O zaman bizi radikal buluyorlardı; ama insanlar bize inandı ve Bağcılar’da Feyzullah Kıyıklık belediye başkanı oldu. 1994 yılında büyük şehirleri kazandığımızda ise ayaklarımız yer tutmadı”

 

On parmağında 10 marifet

Taşkesenlioğlu, Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olur, aynı yıl Marmara Üniversitesi’nde iktisat alanında master programına başlar. 1997’de Gümrük Birliği’nin otomotiv sektörüne etkisini incelediği tezini tamamlayarak mezun olur. Ardından pek çok çalışma iç içe geçmiş veya birbirini takip eder tarzda ilerler; ABD’de doktora çalışmaları, Bahçeşehir Üniversitesi’nde AB ilişkileri master programı, 2005’te proje yönetimleri eğitimleri, İstanbul Gaz Dağıtım A.Ş’de yöneticilik, Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı, HABİTAT 2 Zirvesi’nde organizasyonu, AB Bölgesel Politikası, Enerji Politikası ve Türkiye’nin uyumu konusunda araştırmalar, Aktif İş Gücü Projesi’nde danışmanlık, 2005 yılında yerel yönetimlerde ilk örnek olan Zeytinburnu Yerel Kalkınma ve AB İlişkileri Koordinasyon Merkezi’nin kuruluşu (Bu proje 2006’da ödül alır), Yenileşme ve Değişim İçin Sosyal Diyaloğun Güçlendirilmesi Hibe Programı çerçevesinde yürütülen ‘Sosyal Diyaloğa Doğru İlk Adımlar’ proje koordinatörlüğü, Türkiye Üreme Sağlığı Projesi, Dünya Bankası tarafından finanse edilen İSMEP projesinde danışmanlık…

 

Böylesine geniş bir yelpazede üreten konumda bulunmak insanın ufkunu geniş tutuyor olmalı; Taşkesenlioğlu HABİTAT çalışmalarından Üreme Sağlığı Projesi’ne kadar uzanan faaliyetlerin kendisine kattığa zenginliğe dikkat çekiyor. “Hayatta bilgiyle var olmanın önemine inanıyorum” diyen Taşkesenlioğlu, mesleki gereklilikleri de sosyal politikaları da bütünün parçaları görüyor. “Topluma karşı sorumluluk duyuyorsanız, o da sizi öğrenmeye yöneltiyor” diyen Taşkesenlioğlu, “içinde bulunulan sosyal çevrenin ve ideallerin hangi alanlarda ne kadar gelişme sağlayabileceğiniz noktasında da mihenk sağladığı” inancında… Öğrenmeye açık bir kişiliğin en iyi ifadesi ise bu cümle: “Keşke daha çok zamanım olsa da daha farklı alanlarla ilgilenebilsem. Ben, tüm dünyanın kabul ettiği bir ana konuda uzmanlaşmanın gereğine inanırım ama bizim gibi ekonomiyle özellikle yatırım danışmanlığı ve proje yönetimiyle ilgilenen ekiplerin meslek dalının çok farklı iş kollarıyla da muhatap olması gerekiyor. Ben, 60 yaşında üniversiteye giden birinin elini öpmek isterim”

 

Ezberleri bozan çalışma

Zehra Taşkesenlioğlu; Gümrük Birliği’nin otomotiv sektörüne olan etkisini bilimsel çalışmaya konu ettiğinde herkes Gümrük Birliği’nin olumsuzluklarına atıf yapıyordu. Aslında Taşkesenlioğlu’nun da dediği gibi dünyada eşi benzeri olmayan bir anlaşma yapılmıştı; zira üye ülke olmadığı hatta aday ülke bile olmadığı halde malların serbest dolaşımını öngören anlaşmaya imza attı. Peki otomotiv sektörü nasıl etkilenecekti bu durumdan? Taşkesenlioğlu, bu soruya cevap aradı ve buldu: Bulduğu genel geçer yaklaşımların tersi sonuç üretmişti. Taşkesenlioğlu, bulduğu sonuçları şöyle aktarıyor:“Türkiye, Özal’lı iktidarlar boyunca ithal ikame politikalarına yönelmiş olsa da bazı sektörlerde kendi yağı ile kavruluyordu. Çok iyi kaliteli mallar üretmiyorduk. Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin aleyhine olacağı, kapasite kullanım oranlarını düşüreceği, onbinlerce insanın işsiz kalacağı söyleniyordu. Bu söylemlerin geçerlilik durumuna baktık; gördük ki, otomotiv sektöründe kapasite kullanımı genişlemiş, sektör gelişmiş, bilgi transferine vesile olmuş, yabancı sermayeyi yatırım bakımından teşvik etmiş. Gümrük Birliği’nin, birçok sektörü olumsuz etkilediği doğru ancak bu otomotiv sektörü için geçerli değil”

 

Ödül alan merkez

Zehra Taşkesenlioğlu, Zeytinburnu Yerel Kalkınma ve AB İlişkileri Koordinasyon Merkezi’nin kuruluşunda da görev alır. 2005 ve 2006 yıllarında ödül alır. Tüm belediyeler arasında yapılan yerel yönetimler yarışmasında Türkiye birincisi olur, ardından Milli Prodüktivite Merkezi ve Marmara Boğazlar Belediyeler Birliği tarafından ödüllendirilir. Yerel yönetimlerin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi, yerel kalkınma süreçlerinde aktif hale getirilmesini amaçlayan proje, AB müktesabatındaki 35 fasıldan 17-18 tanesinin yerel yönetimleri ilgilendirmesinden hareketle yürütülür. Konuyla ilgili farkındalık oluşturmak üzere merkez oluşturulur. Taşkesenlioğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız AB adaylık anlaşması imzalanacağı zamanlarda şunları söylüyordu; kabul etmezseniz Ankara anlaşmaları yapar, biz de yolumuza devam ederiz. Bizim kastımız şuydu, 35 tane müktesabat var, insan hayatının kalitesini artırmaya yönelik müktesabat ise biz bu müktesabatı alırız uygun olanı uygularız hayat standardımızı yükseltiriz, illa bizim birine ihtiyacımız yok. Bir şeyin dikte edilmesine gerek yok, model alır uygular ve yaparsınız dolayısıyla biz burada yerel yönetimlerde ve toplumun diğer kurumlarında sadece Zeytinburnu özelinde değil Anadolu’da birçok belediyeye müktesabat başlıklarıyla ilgili eğitimler verdik. AB’nin hibe mantığı, özel sektörün Avrupa’daki ihalelerden pay alması gibi… Merkezin bir ayağında yerel kalkınma vardı; fiziksel kalkınma, sosyo kültürel kalkınma vardı. İstedik ki, kalkınmanın yerel izdüşümlerini gerçekleştirelim ve yerel kapasitemizi artıralım.”

 

Sosyal diyalog için

Taşkesenlioğlu; Yenileşme ve Değişim İçin Sosyal Diyaloğun Güçlendirilmesi Hibe Programı çerçevesinde yürütülen ‘Sosyal Diyaloğa Doğru İlk Adımlar’ projesinin de koordinatörlüğünü yürüttü. Proje, iyi yönetişim içinde önemli bir role sahipti ve ‘Hükümet, işveren ve işçi temsilcileri arasındaki ekonomik ve sosyal politikalarla ilgili her türlü müzakere, danışma ve paylaşımı” ifade ediyordu. Taşkesenlioğlu’na göre, bir alanda gelişme varsa derinleşmenin de sağlanması gerekiyor. Sosyal diyalog projesiyle de sosyal diyalog mekanizmasının etkin şekilde çalışmasını sağlayacak kişilere eğitim verildi, Zeytinburnu Belediyesi çalışan ve yöneticileri ile Bem-Bir-Sen üyelerinin AB sosyal politika müktesebatı, Avrupa’daki en iyi sosyal diyalog uygulamaları ve sosyal diyalogun iyi yönetişim üzerine etkileri konularında bilgi ve farkındalıkları artırılmış oldu.

 

 

İçeriği Paylaş: